Rivayet edilir ki, Hz. Süleyman’ın vezirlerinden birisi, sahip olduğu mal-mülkten dolayı olsa gerek birazcık kibirliydi. Hz. Süleyman, çok sevdiği, ama kibrini de hoş görmediği Benaya ismindeki bu vezire bir ders vermek istedi ve ona şöyle dedi:

“Benaya, bana getirmeni istediğim bir yüzük var. Onu Çardak Bayramında takmak istiyorum. Yani, bu yüzüğü bulman için önünde tam altı ayın var.”

“Eğer bu yüzük dünya üzerinde mevcutsa” dedi Benaya, “Onu size getireceğim sultanım. Ama onu böyle özel yapan şey nedir?”

“Bu yüzüğün sihirli güçleri var” diye cevap verdi Hz. Süleyman. “Ona mutlu bir insan baksa mutsuz olur; mutsuz bir insan baksa mutlu olur.”

Hz. Süleyman’ın diğer vezirleri de böyle bir yüzüğün aslında var olmadığını, sultanlarının malum vezirin kibrini kırmak ve ona tevazu dersi vermek istediğini düşündüler.

Bahar geçti, yaz geldi, ama Benaya yüzüğü nerede bulabileceğini hâlâ bilmiyordu. Nihayet günler birbiri ardınca çabuk geçti. Benaya, bayramdan önceki gece Kudüs’ün en fakir mahallelerinin birinde yürümeye başladı. Aklında, gerçekleştiremediği görevi vardı. Ne yaptıysa, mutluyu mutsuz, mutsuzu mutlu kılacak o sihirli yüzüğü bulamamıştı. Bunları düşünürken, yırtık-pırtık bir halının üzerinde ufak-tefek mallar satmakta olan yaşlı bir tacirin yanından geçiyordu. Bir an durup yaşlı tacire seslendi:

“Ey yaşlı tacir, mutlu bir adama sevincini unutturan, kalbi kırık bir adama keder ve üzüntüsünü unutturan bir yüzük duydun mu hiç?”

Yaşlı tacir halısının üzerinden bir altın yüzük aldı ve üzerine birtakım yazılar yazdı. Benaya yüzüğün üzerindeki yazıyı okuduğunda yüzüne bir gülümseme yerleşti.

Ertesi gün bütün şehir mutluluk içinde bayramı kutladı.

Etrafında diğer vezirleri ve hizmetkârları bulunan Hz. Süleyman, huzuruna gelen Benaya’ya “Evet, arkadaşım” diye seslendi. “Senden istediğim şeyi getirdin mi?”

Durumdan haberdar olan diğer bütün vezirle gülmeye başladı. Hz. Süleyman da gülümsedi.

Ama, herkesin hayret dolu bakışları altında, Benaya cebinden çıkardığı bir yüzüğü Hz. Süleyman’a uzatıp “Buyurun Sultanım” dedi.

Yüzüğün üzerindeki yazıyı okuduğunda Hz. Süleyman’ın yüzündeki gülümseme kayboldu. “Aferin görevini başarıyla yerine getirmişsin” dedi. Bunları söylerken, vezirinde kibirden eser kalmadığının farkındaydı.

Yaşlı tacir yüzüğün üzerine şu kelimeleri nakşetmişti:

“Bu da gelir geçer.”

Murat Çiftkaya - İlham Öyküleri - Zafer Yayınları